Son zamanlarda televizyon kanallarından, özellikle de uydu kanallarında baş gösteren bir yarışma çeşidi.
Bir çoğumuz boş zamanlarımızda denk gelipte bakmışızdır bu yarışmalara ve içimizden şu kolay soruyu bilen kimse çıkmıyor mu diye sormuşuzdur.
Ortalama 1 saat yayın yapılan bu yarışmalarda sunucu, ekrana konan oldukça basit bir soruya verilen doğru yanıt karşılığında oldukça iyi bir para ödülü vaad ediyor. Ancak soruya cevap verebilme hakkı kazanmanın yolu ekranda verilen telefon numarasını arayarak sorulan soruya en kısa zamanda cevap vermek.
Soruyu cevaplayıp parayı kazanan kişilere parası gerçekten ödeniyormudur acaba?? Yayın boyunca ekranın alt yada üst kısmında küçük yazılar eşiliğinde herşeyin noter onayıyla ya da noter huzurunda yapıldığı yazar. Ama hangi Noter tarafından? Bu tür yarışmalar noterin ismini net biçimde belirtmek zorunludur bunu biliyormuydunuz?
İş bu durumda iken, bir de çarkın işleyişine gözatalım. Bu konuda Yavuz SEMERCİ’nin Vatan Gazetesi’nde yayınlanmış makalesi güzel bir örnek….
Yavuz Semerci’nin köşe yazısı
3 harfli bir hayvan ismi
Gündüz vakti. Can sıkıntısından kanal kanal dolaşıyorum. Cine5’in “yarış-kazan” adlı sözde yarışma programına takılıyorum. Ekranda bir tahta ve bir genç kız görünüyor.
Yarışma basit.
Tahtada ilk harfi gözüken, son harfleri ise ödül miktarını gösteren kartonla kapatılmış bir isim var. Bu ismi doğru tahmin eden ödülü kapacak!
O an A ile başlayan bir hayvan ismi aranıyor. İlk 10 dakikada 3 kişi arıyor. Atmaca, aygır gibi yanlış tahminlerde bulunuyorlar. (Arayanların izleyici olduğundan bile emin değilim.)
Sunucu ipucu veriyor. İkinci harfi Y…
Biraz izlediğinizde bunun bir yarışma değil, dolandırıcılık olduğunu anlıyorsunuz.
Neredeyse 45 dakika boyunca AY yazan, 3 harfli, bal yiyen, kışın ininde uyuyan, Barış Manço’nun bir şarkısına ismini veren bu hayvanın son harfini bilen çıkmıyor!
Sunucu ipucu vermeye devam ediyor; “Hani köprüden geçerken, A’ya dayı diyeceksiniz… İşte o A’nın ismi neydi? Bildiyseniz hemen beni arayın.”
Ekranın sol alt köşesinde bir numara var. Sağ alt köşesinde ise akan bir bantta Telsim hatlarından yapılan aramaların 5 YTL, diğer GSM şirketlerinden yapılacak aramaların ise 12 SMS veya 24 kontör bedelinde olduğu yazıyor.
Kız bağıra çağıra davet mektubu yolluyor okuyucuya! Aynı “bul karoyu al parayı” diye köprü üzerinde insanların dikkatini çekmeyen çalışan çığırtkanlar gibi…
Neler demiyor ki:
“Neredesiniz. Hadi arayın. Yapacağınız çok basit. Bu keyifli ödülü kazanmak için cep telefonunuzdan bizi arayacak ve hemen bağlanacaksınız. Galiba bizi seyretmiyorlar. 300 YTL gidiyor. Parmaklarınızı hızlandırın. Vakit kaybetmeyin. Çabuk olun.”
Sunucu kızımız, özenle izleyicide kendisini henüz hiç kimsenin aramadığı hemen arayanın 300 YTL’yi kazanacağı algısını yaratmaya çalışıyor.
Aynı dakikalarda arayan binlerce kişiyi büyük bir tuzak bekliyor.
Sunucunun sürdürdüğü tiyatronun 35’inci dakikasında ekranda gözüken numarayı aradım. Karşılaştığım manzarayı anlatayım:
İlk arama: (Telefonunuzu sesli yanıt sistemi karşılıyor) “Tebrikler. Yarışmaya katılmayı hak kazandınız. Programa bağlanmak için basit bir soruyu yanıtlamanız lazım.” Ne sorduğu anlaşılmıyor ama galiba 52 ile 48’in toplamını soruyor. Yanılmışım. “Doğru yanıt veremediniz.” Mekanik ses, beni tekrar aramaya davet ediyor… (Gitti 5 YTL!)
İkinci arama: (Bu kez soru sorulmuyor) “Kusura bakmayın. Soru kısmını kaçırdınız. Tekrar deneyin.” (Gitti mi bir 5 YTL daha.)
Yani programa bağlanmanız mümkün değil. Aynı dakikalarda genç sunucu “Neredesiniz. Neden aramıyorsunuz!” çığırtkanlığına devam ediyor. Tahtaya da ayı resmi yapmış, “Tanımadınız mı.
Tanıdıysanız, hemen arayın. İlk arayan kazanıyor” saçmalığına devam ediyor.
Kendisi de biliyor ki kimse o, programı bitirmeye karar vermeden stüdyoya ulaşamayacak… Önemli olan hasılatı artırmak…
Öğreniyorum ki pek çok kanalda “Sülün Osman yöntemlerini anımsatan bu tip dolandırıcılık kokan” yarışma programları yayınlanıyor…
Kimler, ne kadar para topluyor? RTÜK neden ses çıkarmıyor?
İzleri takip etmeye başladım.
Kaynak: Vatan Gazetesi
ysemerci@gazetevatan.com
Sayın SEMERCi de herşeyi çok net anlatmış. İş bu durumda iken kimler buna neden göz yumuyor olabilir. Başta bunları engellemesi gereken kurum RTÜK nerede?